Yapay zekâ kullanımı hızla yaygınlaşırken Türkiye’deki kurumların %84’ü güvenlik risklerinden endişeli

Kaspersky, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesine yönelik düzenlediği Siber Güvenlik Hafta Sonu’nda kurum içi araştırma merkezince gerçekleştirilen küresel araştırmanın sonuçlarını masaya yatırdı. 18 ülkeden ve farklı sektörlerden 1.800 IT ile siber güvenlik karar vericisi ve uzmanının katılımıyla yapılan çalışma, taşıdığı risklere rağmen yapay zekâ entegrasyonunun kurumlar genelinde son derece hızlı bir ivme kazandığını ortaya koyuyor. Şirket uzmanları, yapay zekâ kullanımının belirgin verimlilik artışları sağladığını doğrulamakla birlikte; bu sürecin güçlü siber güvenlik çözümleri, net bir şekilde tanımlanmış kurum içi prosedürler ve kapsamlı çalışan eğitim programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Rapor, şirketlerin dahili yapay zekâ yeteneklerine sahip teknolojilere net bir tercih gösterdiğini gözler önüne seriyor: Katılımcıların %69’u yapay zekâ özellikleri entegre edilmiş çözümleri önereceğini belirtirken, yapay zekâ destekli araçlardan kaçınmayı tercih edenlerin oranı yalnızca %5’te kalıyor. Yapılan bu güçlü vurgu, yapay zekânın modern işletmelerde bir değer üretme aracı olarak ne kadar derin bir yer edindiğini kanıtlıyor.

Yapay zekâ, iş süreçlerinin pek çok alanında kullanılan temel bir üretkenlik aracına dönüşmüş durumda. Araştırma sonuçları, farklı departmanlardaki çalışanların günlük işlerinde yapay zekâ araçlarından geniş bir yelpazede yararlandığını gösteriyor. Öne çıkan kullanım alanları arasında veri analizi ve görselleştirme (%55), proje yönetimi (%51), bilgi arama (%47), departmana özgü görevler (%46) ve metin oluşturma ve düzenleme (%43) yer alıyor.

Kurumlar, yapay zekâ araçlarının süreç verimliliğini artırması ve ortaya çıkan işlerin kalitesini yükseltmesi gibi somut faydalarının farkında. Bununla birlikte, bu teknolojilerin beraberinde getirdiği riskler de göz ardı edilmiyor. Katılımcıların %84’ü yapay zekânın kuruluşları açısından oluşturduğu risklerden endişe duyduğunu belirtiyor. Bu endişeler, gerçek dünyadaki deneyimlere de dayanıyor. Dünya genelindeki kuruluşların %72’si son bir yıl içinde bir siber güvenlik olayıyla karşılaştığını bildirirken, bunların %8’i özellikle yapay zekâ kaynaklı güvenlik açıklarından doğan tehditlerle karşılaştığını ifade ediyor. Dikkat çekici bir diğer bulgu ise katılımcıların %81’inin bu risklerin çalışanların sorumlu davranışları sayesinde etkili şekilde azaltılabileceğine inanması. Bu sonuç, yapay zekâ çağında güvenlik farkındalığının ve çalışan eğitimlerinin kritik önemini ortaya koyuyor.

Kaspersky META Bölgesi Kıdemli Güvenlik Danışmanı Brandon Muller, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Kuruluşların yapay zekâyı benimseme hızı dikkat çekici, ancak bu hızın güvenliğe yönelik aynı ölçüde güçlü bir bağlılıkla desteklenmesi gerekiyor. Yapay zekânın benimsenmesiyle doğrudan bağlantılı tehditlerin giderek çeşitlendiğini görüyoruz. Bunlar arasında popüler yapay zekâ araçları gibi görünen kötü amaçlı yazılımlar, güvenli olmayan ‘vibe coding’ uygulamalarından kaynaklanan güvenlik açıkları, kurumsal yapay zekâ platformlarına ait erişim bilgilerinin sızdırılması ve yapay zekâ ajanlarının kötü amaçlı becerileri bulunuyor. Bu risklerin yönetilmesi, doğru teknolojinin yanı sıra net şekilde tanımlanmış prosedürleri ve güvenlik konusunda bilinçli bir çalışan kadrosunu kapsayan bütünsel bir yaklaşım gerektiriyor.”