Araştırma: Sigortacılık sektörünün geleceği nasıl görülüyor?

2040 yılında, müşteri odaklı yaklaşımlar tarafından yönlendirilen teknolojik inovasyonlar, sigorta sektörünün daha fazla iklim dayanıklığı ve daha kişiselleştirilmiş hizmetlere yönelmesine olanak sağlayabilir.

Sigorta yalnızca en zengin kesimin karşılayabileceği bir lüks haline gelebilir. Economist Impact ile veri ve yapay zeka lideri SAS tarafından gerçekleştirilen sigortacılığın geleceğine yönelik çalışma sektörün olası gelecek senaryolardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Senaryo 1: Düzensiz teknolojik büyüme iklim hedeflerinin kaçırılmasına yol açıyor.

İzolasyona dayalı global politikalar; düzenleyici kurumlar veya daha geniş küresel koordinasyon tarafından sınırlandırılmamış teknolojik evrimin hızlanmasına yol açar. Uluslararası toplum, zayıf küresel işbirliği nedeniyle iklim hedeflerinin gerisinde kalır. Sadece en gelişmiş ekonomilere sahip ülkeler çevreci teknolojilere (yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar gibi) yatırım yapıp ve bunları kullanabilirken, gelişmekte olan ekonomiler ve bölgeler bu durumdan olumsuz etkilenir.

Özel ve hiper-bölgesel sigortacılık, ürün teklifleri ve fiyatlandırmada büyük eşitsizlikler yaratır ve sigortacılar yüksek riskli pazarlardan çekildikçe sigorta koruma açığı daha da büyür.

Senaryo 2: Müşteri odaklılık, iklim dönüşümünü teşvik ediyor.

Düzenlemeye yönelik çabalar ve küresel iş birliği, dijital kimlikleri ve veri gizliliğini korumada başarılı olursa, ülkeler ve bölgeler arasındaki yeni açık iletişim hatları, gelişmekte olan teknolojilerle kolektif ilerlemeyi teşvik eder. Sigorta şirketleri sağlık, konut ve otomobil poliçelerinde tazminat odaklı yaklaşımdan önlem odaklı bir yaklaşıma geçer.

Teknolojinin demokratikleşmesi, sigortacıların yeni ve mevcut müşterilere, onların spesifik risk profillerine ve tercihlerine göre uyarlanmış özelleştirilmiş ürünler sunmasını sağlar. 

Senaryo 3: İklim değişikliğinin etkileri bazıları için iklim direncini teşvik ediyor

Büyük ekonomiler, kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasını uygulamaya koymakta, ulusal afet müdahale ve kurtarma politikalarını elden geçirmekte, sigortacılar da risk modelleme yaklaşımlarını kullanarak uyum konusunda başrolde yer almaktadır. Düşük ve orta gelirli ekonomiler hayatlarını ve geçim kaynaklarını korumaya odaklanırken, daha gelişmiş ekonomilerde bankalar iklim riskine göre ayarlanmış ipotekleri benimser. Sigortacılar ev sahiplerini mülklerini güçlendirmeye teşvik ederek daha düşük konut sigortası primleri uygular.

Sigortacıların teminat sağlamayı durdurduğu  yerlerde, yüksek riskli bölgelerde altyapı geliştirilmesini yasaklamak için güvenlik düzenlemeleri ve iklim şokuna dayanıklı inşaat yönetmelikleri getirilir. Sigortacılar geçmiş verileri kullanır, gerçek zamanlı çevresel izleme ile gelişmiş tahmine dayalı analitikleri ön plana çıkararak doğruluğu ve veri kullanılabilirliğini artırır.

Senaryo 4: Sigorta sektörü zorluklarla karşılaşıyor.

Kamunun ve işletmelerin teknoloji geliştirme ve düzenleme konusunda iş birliği yapmayı reddetmesi, küresel çatışmaları şiddetlendirir ve iklim değişikliğini hafifletme çabalarını zayıflatır. Yapay zekanın tüm potansiyeli hayata geçirilemez ve sigorta sektörü, giderek daha yıkıcı hale gelen doğal afetlerle kuşatılmış bir dünyaya uyum sağlamada geri kalır. Koruma açığı tarihi seviyelere ulaşarak, birçok kişinin teminatsız kaldığı ve önemli kamu kaynakları kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı gelişmekte olan pazarları orantısız bir şekilde etkiler.

Sigorta sektörü nihayetinde zayıfladıkça, yerel topluluklardaki bölgesel özel sorunlarla başa çıkmak için kolektif risk havuzları ivme kazanır