Yapay Zekâ Eğitim Derneği CEO’su & Kurucu Ortağı Amanda Bickerstaff, Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl altıncısı düzenlenen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı’nda (TETZ 2025) yaptığı konuşmada, “Bilgi temelli çalışmaların yarısı yapay zekânın eline geçecek. Yani burada yapay zekâ şirketlerin yüzde 80’ini de değiştirecek” dedi.
Zirvenin bu yılki ana teması “Yapay Zekâ ve Eğitim” olurken, etkinliğin önde gelen konuşmacılarından birisi Yapay Zekâ Eğitim Derneği CEO’su & Kurucu Ortağı Amanda Bickerstaff oldu. Öğretmenlerin yapay zekâyı sınıflarında bilinçli ve etkili şekilde kullanabilmeleri için araçlar, kaynaklar ve eğitim programları geliştiren Amanda Bickerstaff, “Eğitimin Yeni Zekâsı: Öğretmen & Yapay Zekâ İş Birliği” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.
İnsanların cep telefonu ve bilgisayar ile yapay zekâyla sürekli zaten etkileşime girdiğinden bahseden Bickerstaff, yapay zekânın 2030 yılına kadar istihdam ve eğitim sistemleri üzerinde yaratacağı etkilere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bickerstaff, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) son verilerine göre, yapay zekânın 170 milyon yeni iş yaratacağını, 92 milyon mevcut pozisyonun yapay zekâya devredileceğini anlattı. Bu dönüşümün özellikle bilgi temelli işlerde ve kadınlar ile beyaz olmayan çalışanların yoğun olduğu sektörlerde hissedileceğini vurgulayan Bickerstaff, “Bilgi temelli çalışmaların da yarısı yapay zekânın eline geçecek. Yani burada yapay zekâ şirketlerin yüzde 80’ini de değiştirecek. Bu zaten oluyor. Birçok farklı biçimde bunu görüyoruz. Bazı şirketler önce yapay zekâ alıyor. Üretken yapay zekânın kapasitesi her 7 ayda bir ikiye katlanıyor. Bu hız, bireylerin sürekli ‘yeniden öğrenme’ becerisi kazanmasını gerektiriyor” dedi.
Geleceğin en kritik yetkinliklerini yaratıcılık, analitik düşünme ve çeviklik olarak sıralayan Bickerstaff, “Artık uzmanlıktan ziyade, değişime adapte olabilen esnek zihinler başarılı olacak” ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ okuryazarlığı, istihdamın yeni olmazsa olmazı
LinkedIn’in 2025 raporuna atıfta bulunan Bickerstaff, yapay zekâ okuryazarlığının son iki yılda iş başvurularında en çok aranan yetenek haline geldiğini belirtti. ChatGPT gibi araçların kullanımı veya komut mühendisliği gibi becerilerin, üst düzey yöneticiler tarafından artık asgari koşul olarak görüleceğinin altını çizen Bickerstaff, şöyle konuştu:
“Yapay zekâ okuryazarlığı olmayan adaylar, gelecekte işe alım süreçlerinde elenecek. Bu, eğitim kurumlarının müfredatlarını acilen revize etmesi gerektiği anlamına geliyor.”
Bickerstaff, yapay zekânın insanlarla işbirliği içinde kullanıldığında sinir ağlarının gelişimini bile olumlu etkilediğine dair araştırmalara dikkat çekti. Duolingo örneğini veren Bickerstaff, “Şirketlerin yapay zekâyı ‘öğrenme partneri’ olarak konumlandırması, insanların tepkisini çekse de bu kaçınılmaz bir trend” dedi.
Eğitimciler ve liderler harekete geçmeli
Bickerstaff, eğitim kurumlarını ve politika yapıcıları yapay zekâ okuryazarlığını tüm disiplinlere entegre etmeye davet etti. Çevik öğrenme modellerinin desteklenmesi gerektiğini dile getiren Bickerstaff, geleneksel becerilerin yanında teknoloji-insan işbirliğini merkeze alan programların tasarlanması gerektiğini kaydetti.
Özel bilgilerinizi vermeyin
Veri güvenliğine de dikkat çeken Bickerstaff, “Teknolojiyi nasıl kullanacağımızı yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Bununla Bilgili olarak öncelikle işte ne diyoruz? Özel bilgilerinizi vermeyin diyoruz. Güvenilir olmasına önem verin diyoruz. Yeni şeyleri denerken bütün düğmelere basmayın diyoruz” ifadelerini kullandı.


